Kahramanmaraş Hakkında Bilgiler, Kahramanmaraş’ın Tarihi

Kahramanmaraş hakkında bilgiler, Kahramanmaraş tarihi, Kahramanmaraş ne demek, Kahramanmaraş adı nereden gelir, Kahramanmaraş’ın bitki örtüsü, ekonomisi, Kahramanmaraş’ın akarsuları, Kahramanmaraş dağları, Kahramanmaraş ovaları, Kahramanmaraşın hikayesi

KAHRAMANMARAŞ; İstiklâl madalyalı tek ilimiz. Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan ve bir kısmı bu bölgelere ait olan Kahramanmaraş’ın toprakları 27° 11′ ve 38°36′ kuzey enlemleri ile 36° 15′ ve 37°42′ doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan Malatya, Adıyaman, Gaziantep; güneyden Adana; batıdan Kayseri; kuzeyden ise Sivas illeri ile çevrilidir. Tra¬fik numarası 46’dır. Dondurması, pirinci, biberi, üzümü, pancarı ile meşhurdur.

h1>Kahramanmaraş İsminin Hikayesi, Menşei

Maraş Hitit devrinde meşhur kumandan “Ma- raj” tarafından kurulmuştur. Asurlulann “Marka- si” ve Romalıların “Germanikya” dedikleri bu şeh¬re İslâm orduları fethedince “Mer’aş” veya “Rea- şe”, Türkler fethettikten sonra da “Maraş” denildi. “Mer’aş” “titreyen yer” demektir. Nil Vâdisi, Lût Gölü, Amik Ovası, Maraş arası zelzele bölgesidir. Bu sebeple Mer’aş denildiği söylenir.
Bölgede pirinç çok ekilir. Bu sebeple bölgede çok sıtma görüldüğünden ve sıtma olanlar titredi¬ği için Mer’aş denildiğini söyleyenler de vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 7 Şu¬bat 1973 tarihli kânunla bu ile “Kahramanlık” ünvanı verilince, ilin ismi “Kahramanmaraş” olmuştur.

Tarihi
Anadolu’da çok eski devirlerde kurulmuş şe¬hirlerden biri olan Maraş, çeşitli târihî hâdiselere sah¬ne olmuştur. M.Ö. 2000 senesinde Batıdan gelen Hititler bu bölgeye hâkim olmuşlardır. Hititli ge¬neral “Maraj” bugünkü Maraş’ın yakınında kurduğu şehre kendi ismini vermiştir. Maraş bir ara “Gurgun”
t isimli genç Hitit Devletine başkentlik de yapmıştır, ı Hititlerin en faal olduğu yerlerden biri olan bu bölgede Hititlere âit çok sayıda eser bulunmuştur.
Eski Babil İmparatorluğunun nüfûzu buraya kadar uzanmıştır.
Asurlular bu bölgeye hâkim olunca, şehre “Markasi” ismini verdiler. Asurluların yerine ge¬çen Yeni Babil İmparatorluğu bu bölgeye hâkim olamadı. Babil İmparatorluğunu ortadan kaldıran Medler, bölgeye girdiler. M.Ö. 6. asırda Medlerin yerine geçen Persler, Anadolu’nun birçok yeri gi¬bi bu şehri de hâkimiyetleri altına aldılar. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Persleri yenerek bütün İran ve Anadolu’ya hâkim oldu. İskender’in ölümü ile imparatorluk parçalandı. Bu bölge, Se- levkos (Asya) İmparatorluğunun payına düştü. Bir müddet sonra Kapadokya Krallığının eline geçti.
M.Ö. 1. asırda Roma İmparatorluğu bütün Anadolu gibi bu bölgeye de hâkim oldu. Romalı¬lar, İmparator Caligula’ya izâfeten Maraş şehrine “Gçrmanikya” (Germanikea) ismini verdiler. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu parçalanınca Anadolu ile birlikte Maraş da Doğu Roma (Bi- zâns)nm payına düştü. BizanslIlar devrinde Maraş mühim bir merkezdi. Bizans İmparatoru Üçüncü Leon Maraşlıdır.
Hazret-i Ömer’in halifeliği zamânında 637 se¬nesinde Maraş Hâlid İbnu’l-Velîd emrindeki İs¬lâm ordusu tarafından fethedilerek İslâm toprak¬larına katıldı. 746’da BizanslIlar Maraş’ı işgal et¬tilerse de, ertesi yıl Emeviler Maraş’ı geri aldılar. Abbâsîler devrinde »BizanslIlar, 754’te Maraş’ı kı-
sa bir müddet işgal ve tahrip ettiler. Yine 778’de Maraş Kalesini muhâsara ettiler. Halîfe Hârûn Re- şîd, Maraş yakınlarında Haruniye Kalesini inşâ ettirdi. Bu bölgenin savunmasına büyük önem verdi. 877 senesinde İmparator Birinci Basileios şehri muhâsara etti, fakat alamadı. 916’da Bi-zanslIların eline geçerek feci şekilde yağma edil¬di. Kısa bir müddet sonra Maraş, Müslüman Ham- dânî emirlerinin eline geçti. BizanslIlar, 949’da Maraş’ı Hamdânîlerden aldılar. 952’de yine Müs¬lümanların eline geçti. 962’de Bizans İmparatoru Nikeforos Fokas, Maraş’ı işgal etti. 992’de Türk ku¬mandanı Bengü Tigin, BizanslIlara büyük zarar verdiyse de Maraş’ı geri alamadı.

1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu Fâtihi ve Türkiye Selçukluları Devletinin kurucusu Birinci Süleymân Şah başkumandanlığındaki Sel¬çuklu ordusu, Maraş’ı fethetti. Birinci Haçlı Sefe¬rinde Maraş ve civârı tekrar elden çıktı. 1097’de Gedefroy de Bovillon kumandasındaki Haçlı or¬dusu bölgeyi işgal ettikten sonra Maraş’ı pisko¬posluk merkezi yaptılar. 1100 Haziranında An¬takya Prensi Bohemond Malatya’yı işgal için yü¬rürken Maraş Ovasında Danişmendoğlu Gümüş Tigin’e yenildi ve esir düştü. Gümüş Tigin’in bu za¬ferinden sonra Maraş, Türklerin eline geçti.
Bizans İmparatoru Alexios Komnenos Gene¬ral Butimedes’i göndererek Maraş’ı yeniden işgal ettirdi. Haçlılar devrinde Maraş küçük bir Lâtin Senyörlüğü idi. Zengi Hânedânmdan Türk Ata¬beylerine vergi vererek varlığını devam ettiriyor¬du. 27 Kasım 1114’te Maraş’ta şiddetli bir zelzele oldu. 40.000 kişi öldü. 1136’da Danişmendoğullan bölgeye geldiler. Fakat Maraş’ı Haçlılardan ala¬madılar. 1138’de Türkiye Selçukluları Sultânı Birinci Mes’ud, Maraş önlerine gelerek Lâtin Sen- yörlüğünü vergiye bağladı. 1149’da İkinci Kılıç Arslan. Maraş’ı yeniden fethederek Türkiye Sel¬çukluları sınırları içine kattı.
115 İ de Halep Atabeylerinin eline geçen şehir, Kılıç Arslan tarafından geri alındı. 1156’da Er- meniler Maraş’ı basıp yağma ettiler. 1173’te Sultan İkinci Kılıç Arslan, Maraş’ı yeniden aldı. Bir müd¬det Zengîler ve Eyyûbîlerin kontrolünde kalan şe¬hir 1248’de Selçuklu Sultanı Gıyaseddîn Keyhüs- rev zamânmda yeniden Selçuklulara geçti. Gıya- seddîn Keyhüsrev, Emir Hüsameddin Hasan’ı Ma¬raş Vâlisi tâyin etti. Bu zatın oğlu ve iki torunu 50 sene Maraş’ı idâre ederek, şehri îmâr ettiler.

İlhanlIların Anadolu’yu istilasından faydalanan Ermeniler tarafından 1253’te işgal ve tahrip edilen Maraş, İlhanlılara (İran Moğollarına) tâbi olmak şartıyla Kilikya Hıristiyanlarının elinde kaldı. O tâ¬rihte en güçlü İslâm devleti olan Mısır-Suriye Türk Memlûk imparatorluğu ordusu, Maraş’ı almak için geldi. 1292’de Maraş’ı geri aldılarsa da, az sonra Hıristiyanlar yeniden Maraş’ı işgal ettiler. 1297’de Maraş tekrar Memlûklerin eline geçti. Böylece Maraş’ta Hıristiyan hakimiyeti kesin ola¬rak sona erdi. Moğol istilası sebebiyle Anado¬lu’ya göç eden Türk boyları, bilhassa Türkmen oymakları Maraş ve civarına iskân edildiler. Bun¬lardan en kuvvetli boy olan Dulkadiroğulları bu¬rada iki asır Süren bir beylik kurdular. 10 bey hü¬küm sürdü (1337-1522). Önceleri Memlûk Türk İmparatorluğuna tabi oldular, 1381-1384 arasında Maraş, Memlûklerin elinde kaldı. Daha sonra Os¬manlI Devletinin yüksek hâkimiyetini tanıdılar. Osmanlı Hânedânı ile akraba oldular. 1449’da şeh-zade Sultan Mehmed (Fâtih),Dulkadiroğullanndan Sitti Hatunla evlendi. Sultan İkinci Murad Hanın annesi de Dulkadiroğullarındandı. Yavuz Sultan Selim Hanın annesi Ayşe Hatun da, Dulkadiroğullanndandır.
Dulkadir Beyi Bozkurt Beyin kızı çok güzeldi. Şah İsmâil isteyince inancı bozuk olduğu için ona vermedi. Şah İsmâil Maraş’a geldi. Dulkadi- roğullarmın cesetlerini çıkarıp kemiklerini yaktı. Bozkurt Beyin 1 oğlu ve 3 torununu diri diri kızartıp askerlerine yedirtti. İran Şahı İsmâil Safe- vî’nin Maraş’a yaptığı bu kanlı seferi üzerine Ya¬vuz Sultan Selim Han, ana tarafından dedesinin saltanat sürdüğü Maraş’ı (Dulkadir Beyliğini) Os¬manlI Devletine bağladı ve Maraş, beylerbeylik (eyâlet) merkezi oldu. Şam, Halep, Gaziantep, Hatay, Urfa, Maraş’a bağlıydı.
Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa isyanında oğlu İbrâhim Paşanın 19 ay işgali altında ka¬lan Maraş’ı 1840’ta İbrâhini Paşa boşalttı. Tanzi- mâttan sonra Maraş eyâlet merkezi durumunu kay¬bederek sancak merkezi oldu. Bir ara yine eyâlet merkezi olduysa da bir müddet sonra Halep vilaye¬tinin üç sancağından biri oldu. Beş kazası vardı. . On dokuzuncu asır sonlarında asırlardır devam eden dokumacılık ve dericilik sektörü çöktü. Birinci Dün¬yâ Harbi öncesinde Maraş’m nüfusu 75 binden 33 bi¬ne düştü ve bunun çok az miktarı Ermeni idi.
Birinci Dünyâ Harbinden sonra İngilizler Ma- raş’ı işgal ettiler ve Franşızlara verdiler. Fransız- lar Maraş’taki Ermlenileri ve Türkiye dışından, < Avrupa'dan getirdikleri Ermenileri silâhlandırarak Türklere büyük zulüm yaptılar. Çocuk ve kadınlara kadar silâhlanan Maraşlılar, Fransız ve < Ermenilere karşı kahramanca savaş vererek son derece üstün silâhlara sâhib olan düşmanı, Türk vatanından kovdular. 11 Şubat 1920'de Maraş düşman sınırı uc sancağından biri oldu. Beş kazası vardı. On dokuzuncu asır sonlarında asırlardır devam eden dokumacılık ve dericilik sektörü çöktii. Birinci Dün¬yâ Harbi öncesinde Maraş'ın nüfusu 75 binden 33 bi- ne düştü ve bunun çok az miktarı Ermeni idi. Birinci Dünyâ Harbinden sonra İngilizler Ma- raş'ı işgal ettiler ve Fransızlara verdiler. Fransız- lar Maraş’taki Ermenileri ve Türkiye dışından, Avrupa’dan getirdikleri Ermenileri silâhlandıra¬rak Türklere büyük zulüm yaptılar. Çocuk ve ka¬dınlara kadar silâhlanan Maraşlılar, Fransız ve Ermenilere karşı kahramanca savaş vererek son de¬rece üstün silâhlara sâhib olan düşmanı, Türk va¬tanından kovdular. 11 Şubat 1920 de Maraş düşman işgalinden kurtuldu.

Kahramanmaraş’ın kahramanca mücadelesi hakkında bilgiler

İstiklâl Harbinde Kahramanmaraş’ın kah¬ramanca mücâdelesi: Anadolu Fâtihi Süleymân Şahın 1071 Malazgirt Zaferinden kısa bir müddet sonra fethettiği Maraş’a Birinci Dünyâ Harbini mü¬teakip Fransız Yüzbaşı Juli kumandasındaki Fran¬sız işgal birlikleri ve beraberinde getirdikleri si¬lâhlı Ermeni çeteleri girdiler. Ermeniler aşın dere¬cede taşkınlıklar yaptılar. Bu işgal hayâli Ermeni devletinin kuruluş hamlesi idi. Söylenenlere göre; Ermeni ileri gelenlerinden Hırlakyan Agop’un ko-nağında Guvemör Andre, bu Ermeninin torunu He- lana’ya dans teklif edince, bu Ermeni kız; “Kalede Türk bayrağı dalgalandıkça teklifini kabul etmem.” der. Ertesi sabah Türk Bayrağı indirilince halk ga¬leyana gelerek kaleye hücum eder. Fransız askerleri korkup kaçar. Halk Türk Bayrağını yerine asar. İş¬galden iki gün sonra işgalci askerler, Uzunoluk semtinde hamamdan çıkan Türk kadınlarına sar¬kıntılık ederek; “Burası artık Türklerin değil. Fran¬sız müstemlekesinde örtülü gezilmez!” diyerek ka¬dınların örtülerini almaya çalıştılar. Olayı gören Sütçü İmâm; “Durun bre dinsizler, durun bre köpek soyları, bugün nâmus günüdür.” deyip düşmana ilk kurşunu (tabancası ile) sıkarak mücâdeleyi başlat¬tı. Bir Fransız Ermenisi öldü, diğerleri kaçtılar. Doktor Mustafa Bey, Avukat Kısakürek Mehmed Ali Bey, Şehid Evliyâ Muallim Hayrulah Efendi, Türköğlu Mustafa ve Yusuf Çavuş, Sütçü İmam’a katıldılar.
Cumâ namazını kılmaya gelenlere Ulu Câmi İmâmı Rıdvan Hoca; “Kalesinde bayrağı dalga¬lanmayan esir bir ülkede Cumâ namazı kılmak câiz değil. Sizin damarlarınızdaki asil Türk kanı o bayrağı yerine dikmeye hâizdir.” diyerek direnişi başlattı. Böylece 21 Ocak 1920 Çarşamba günü başlayan direniş, 11 Şubat 1920’ye kadar devam et¬ti. 22 gün geceli gündüzlü can vererek, kan döke¬rek kazanılan 11 Şubat Zaferi, târihte rastlanan şehir savaşlarından apayrı bir özellik ve değer ta¬şır. Kurtuluş Savaşında ilk destanı Kahramanma¬raşlılar yazmıştır.
Târihte “Aslanlar Şehri” olarak bahsedilen Kahramanmaraş, dışardan hiçbir askerî yardım almadan düşman işgaline direnip kurtulduğu için 5 Nisan 1925’te TBMM, Kahramanmaraş’a “Kır¬mızı Şeritli İstiklâl Madalyası” vermiştir.
Kahramanmaraş destanı ile ilgili olarak Gus- tov le Bon; “Müslümanların bu harpte göstermiş ol; dukları şecaat ve cesaret, bir filozof için ibret alı¬nacak bir derstir. Çünkü şimdiye kadar dünyâyı idâre etmiş olan din kuvvetinin, bugün dahi idare etmekte olduğunun bir delilidir.” demektedir.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
SGK DANIŞMANI İNGİLİZCE ÖĞREN-ALMANCA ÖĞREN PARA BANKA KREDİ FOREX ALMANCA ÖĞREN