Altın Lale uluslararası yarışmada iddialı 15 film

Sütak / Sutak / Heavenly Nomadic – Mirlan Abdykalykov
Mirlan Abdykalykov’nun Karlovy Vary Film Festivali’nde bol miktarda takdir toplayan ve Kırgızistan’ın Oscar adayı olan ilk filmi ‘Sütak’, ağır ağır dünyayı terk etmekte olan geleneklerle ilgili şiirsel bir portre. Orta ihtiyar bir meteorologun çıkıp gelmesi, Kırgızistan’ın ücra dağlarında kendi rutininde yaşamış bir ailenin hayatında köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor.

Eva’ya Kolaylık Yok / Eva Doesn’t Sleep – Pablo Agüero

Arjantin yeni cins sinemacılarının en heyecanlandırıcı yönetmenlerinden Pablo Agüero, cansız bir cisim üzerinden ülkesinin acılarla ve düş kırıklıklarıyla yoğrulmuş yakın tarihine ışık tutuyor. 1952 yılında, Arjantin’in sevilen First Lady’si Eva Peron kanserden öldüğünde bedeni, sergilenmek için mumyalanır. Üç yıl sonra askeri darbeyle devrilen Juan Peron ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Bundan Böyle Eva’nın cansız bedenini sahip olduğu yıkıcı politik kuvvetin farkındalığıyla askeri cunta denetleme etmektedir. Görsel tercihleriyle bazen bir kâbusa bazen ise bir rüyaya benzer Eva’ya Rahat Yok, Gael Garcia Bernal’e de kariyerinin en acayip rollerinden birini bahşediyor.

Bize Rüyalarımızda Refah Ver / Peace to Düşünce in Our Dreams – Sharunas Bartas

Litvanyalı usta yönetmen Sharunas Bartas’ın uzun zamandır beklenen, prömiyerini geçtiğimiz sene Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan filmi ‘Bize Rüyalarımızda Kolaylık Ver’, yılın en kalp burkan filmlerinden, hareketsiz bir aile dramı. Senaryosunu yazıp yönettiği filmde Sharunas Bartas başrolü üstleniyor; filmdeki kızı da reel hayattaki kızı Ina Marija Bartaite. Filmin diyaloglarının çoğu senaryoda yer almıyor; çekimler çoklukla doğaçlama gerçekleştirildi.

Bir Liderin Çocukluğu / The Childhood of a Leader – Brady Corbet

ABD’li aktör Brady Corbet, yönettiği birincil filmi ‘Bir Liderin Çocukluğu’nda hayali bir faşist liderinin çocukluğunu anlatıyor. 1918 yılında, Birinci Dünya Savaşı’nı bitirecek Versay Uzlaşma Antlaşması için ABD’den Fransa’ya gelmiş zinde bir diplomat, dindar eşi ve oğlunu izleyen film, ayrıcalıklı bir aileye mensup minik bir çocuğun azar azar kontrolden çıkan ve faşizm eğiliminin habercisi olan davranışlarını ortaya seriyor. Jean Paul Sartre’ın aynı adlı öyküsüyle John Fowles’un ‘Efsuncu’ romanının özgür uyarlaması olan film, Bérénice Bejo, Liam Cunningham ve Robert Pattinson’ın da yer aldığı parlak bir oyuncu kadrosuna sahip. Karanlık bir atmosfer içinde, izleyicisine ileride milyonları etkileyecek kararlar verecek bir karakteri inceleme etme şansını veren ‘Bir Liderin Çocukluğu’ Venedik Film Festivali’nde Luigi de Laurentiis Geleceğin Aslanı- En İyi Birincil Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini aldı. Filmin müziklerini besteleyen ise kült avangart müzisyen ve yapımcı Scott Walker.

Kor – Akıllı Demirkubuz

Akıllı Demirkubuz on birinci filmi ‘Kor’ ile Uluslararası Müsabaka bölümde Türkiye’yi temsil ediyor. ‘Aşkın ve ihanetin gayya kuyusu’nu anlattığı belirli filmin çekimleri Eyüp-Güzeltepe gibi İstanbul’un değişik semtlerinde gerçekleştirildi. Filmin oyuncu kadrosunda Taner Birsel, Aslıhan Gürbüz, Caner Cindoruk, İştar Gökseven, Talha Yayıkçı, Dolunay Soysert ve Çağlar Çorumlu yer alıyor.

Şeytanlar / Les démons / The Demons – Philippe Lesage

Şeytanlar, daha önce belgeli filmler yönetmiş Philippe Lesage’ın ikinci kurmaca uzun metraj filmi. Çocukların dünyasına hayranlık uyandırıcı bir soğukkanlılık ve mesafeyle bakan Quebec’li Lesage, bir yana öğretmenine aşkıyla başetmeye çalışan bir yanlamasına da evde anne-babasının gerginliğine tanık olan 10 yaşındaki Félix’i filminin merkezine yerleştiriyor. Montréal Yeni Sinema Festivali ve San Sebastian Film Festivali’nde büyük ilgi toplayan ‘Şeytanlar’, Quebec’te 2015 yılının en çok izlenen filmi oldu. Tarzı Michael Haneke ve Denis Villeneuve ile karşılaştırılan yönetmen Philippe Lesage filmde Vieux-Longueuil’deki kendi çocukluk günlerinden esinleniyor. Lesage, karnaval için İstanbul’a gelecek.

Son / The End – Guillaume Nicloux

Geçtiğimiz yıl Filmekimi’nde izlediğimiz ‘Aşk Vadisi’yle Cannes’da yarışmacı Guillaume Nicloux’un yeni filmi ‘Son’, dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde yaptı. Nicloux, ‘Son’la beraber kariyerinin birincil döneminde tohumlarını anlattığı olağanüstü ve girift dünyaya geri dönüyor; kişisel tarihinin en karanlık hikâyelerinden birini anlatmaya soyunuyor. Bir avcı, köpeğiyle birlikte ormanın derinliklerinde yürüyüşe çıkmıştır ve birkaç saat içerisinde normalde gayet iyi bildiği ormanda kaybolur. Başına geleceklerden habersiz, geceyi ormanda aşmak zorunda kalır. Son yılın en acayip, en akıl kurcalayıcı ve en kışkırtma edici filmlerinden biri.

Bin Başlı Canavar / Un monstruo de eksen cabezas / A Monster With Thousand Heads – Rodrigo Pla

Birincil uzun metrajlı filmi ‘Yasaklanmış Bölge’ ile tüm dünyada ilgi çeken Uruguay asıllı Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá, yeni filmi ‘Bin Başlı Canavar’, kocasının hastalığı aleyhinde çaresiz kalan bir kadının sisteme karşı verdiği gerilimli mücadeleyi konu alıyor. Filmi baştan sona sürükleyen başrolündeki Jana Raluy’un performansıyla da alkış toplayan film, bir toplumsal hiciv. Varşova Film Festivali’nde zinde görselliği övülerek En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen filmin yönetmeni Rodrigo Pla, festivale davetli olarak geliyor.

Susuzluk / Jajda / Thirst – Svetla Tsotsorkova

Genç Bulgar yönetmen Svetla Tsotsorkova’nın birincil filmi, sadeliği ve atmosfer kurma becerisiyle yılın en işaret filmlerinden. ‘Susama’ta, hayatlarını bir otelin çamaşır işlerini üstlenerek geçiren bir ailenin su kesintisi işlerini yapmaya engel olur ve sorunu çözmeye gelen bir baba-kız, ailenin dengesini daha aşağı üst eder; harmoni içindeki hayatları paramparça olur. Zira aşka duydukları susama öylesine büyüktür oysa bu derdin üstesinden oysa ölüm gelebilecektir.

Belgica / Felix van Groeningen

Altın Lale ödüllü ‘Çölde Gönder Ayısı’nın yönetmeni Felix van Groeningen, yeni filmi Belgica ile bir kere daha yarışacak. Müzikleriyle olduğu dek kurgusuyla da uyarı çeken film Brüksel’in en havalı barlarından biri Belgica’da geçiyor. Yönetmene Sundance’te En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Belgica ağırbaşlı oturarak izlemenin imkânsız olduğu bir film.

Aşk Birleşmiş Devletleri / Zjednoczone Stany Milosci / United States of Love – Tomasz Wasilewski

Polonya sinemasının öne çıkan yönetmenlerinden Tomasz Wasilewski, üçüncü uzun metrajlı filmi ‘Birleşik Aşk Devletleri’nde 90’lar Polonya’sında dört kadının mutsuzluklarından kaçmaya çalışma ve hayatlarında tutku ve sevgi arama hikâyesi. Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı En İyi Süreklilik ödülü alan film, eski güzellik kraliçesi, bir mektep müdürü, uzun bir evliliğin sıkıntılarını yaşayan bir kadın ve yaşlı bir okul öğretmeni dört kuvvetli kadının portrelerini sunuyor. Melankolik ve acıklı hikâye, soluklaştırılmış renk paletiyle devrilen Demir Perde ile Dayanışma Hareketi’nin yükseldiği Polonya’da politik ve sosyal değişimini de arka plana alıyor. Filmin yönetmeni Tomasz Wasilewski de filmin gösteriminde bulunmak üzere festivale konuk gelecek. Wasilewski için filmin çıkış noktası, anne-babasının 90’ların sonunda komünizmin çöküşüyle bambaşka kararlar alarak yaşamlarını yönlendirmeleri oldu; Wasilewski filme derinliği bilhassa bayan manzara açısını benimseyerek veriyor. İzleyiciler yönetmen Wasilewski’yi ‘Dalgalanan Gökdelenler’ filmiyle hatırlayacaklar.

Ara / Interruption – Yorgos Zois

‘Ara’nın gerçek bir “rehinelerin rehin alındıklarını fark etmedikleri bir adam kaçırma olayı”ndan esinlendiğini söyleyen yönetmen Yorgos Zois, tek mekânda geçen ve gerçek zamanlı bir gerilim filmi. Filmde antik Yunan tragedyası Orestes’in postmodern bir adaptasyonu sırasında sahneye meydana çıkan bir genç mikrofonu devralır. Oyunun interaktif bir deneyime dönüştüğünü sanan izleyiciler gencin başlattığı tartışma ortamına katılır ama eğlenceli başlayan bu oyun giderek kontrolden çıkmaya başlar ve korkutucu bir hal alır. Ilk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan bu minimalist film, Yorgos Zois’in yönettiği ilk uzun metrajlı film ve reel bir olaydan esinleniyor: 2002’de Çeçen militanlar Moskova’da bir tiyatroda izleyicileri rehin almış, izleyiciler baskını performansın bir parçası sanmışlardı. Matematik, nükleer fizik ve gerisinde sinema öğrenimi görebilen yönetmen Yorgos Zois Oresteia oyununu, “evrensel bir efsane olduğu ve insana dair zorlama, intikam, roller, kimlik ve duygu boşalımı gibi temel meseleleri ele aldığı için” özellikle seçmiş.

Bir Nefes / Ein atem / One Breath – Christian Zübert

Yönetmen Christian Zübert, ilk gösterimi Toronto’da yapılan filmi ‘Bir Nefes’te hayatları kesişen iki kadının öyküsünü anlatıyor. Farklı ülkeler ve öbür sınıflardan iki kadının benzer şekilde ayakta kalma mücadelesini merkezine alan film günümüz siyasi ortamına da gönderme yapıyor. Kaçırılan bir bebek üzerinden analık, uyruk, göçmenlik, Avrupa ve sınırlar gibi kavramları işleyen ‘Bir Nefes’in senaryosunu Christian Zübert ve eşi Ipekli Çetinkaya Zübert yazdı. Ipekli Zübert, filmde Ines rolünü de üstleniyor.

Bir Aile Filmi / Rodinny film / Family Film – Olmo Omerzu

Sene her tarafında gösterildiği festivallerde övgülere boğulan bu Çek filmi ‘Bir Aile Filmi, benzerini tekrar tekrar kere izlediğimiz aile krizi hikâyelerine yeni bir benzi atmış getiriyor. Genç yönetmen Olmo Omerzu, bu ikinci uzun metraj filminde, keza biçim keza de içerik açısından seyircinin beklentileriyle ustalıkla oynuyor. ‘Bir Aile Filmi’, sayesinde sürprizlerle batmış bir film.

Pat Diye / Auf Einmal / All of A Sudden – Aslı Özge

‘Köprüdekiler’le Altın Lale En İyi Film ve ‘Hayatboyu’yla Altın Lale En İyi Yönetmen ödüllerini şampiyon Aslı Özge’nin Almanca çektiği birincil film olan ‘Ansızın’, Hamlet’cilt bir alıntıyla açılıyor: “Zira iyi veya fena yoktur. Hafıza var eder ikisini de.” Bir hemen olan güçsüzlük ile karışan hayatları konu aldığı filminde Özge, hikâyeyi gizemli bir sinema diliyle anlatırken seyirciyi iyinin ve kötünün gitgide artarak belirsizleştiği gergin bir tartışmaya çağırıyor.

Yönetmen Pablo Trapero başkanlığındaki Milletlerarası Altın Lale jürisinde oyuncu Melisa Sözen, oyuncu Lior Ashkenazy, video sanatçısı Ali Kazma ve yapımcı Ewa Puszczynska yer alıyor.
İKSV eski yönetim kurulu başkanı ve İstanbul Film Festivali kurucularından Şakir Eczacıbaşı anısına bahşedilen Uluslararası Altın Lale Ödülü, bu sene da Eczacıbaşı Topluluğu kadar 25.000 euro’luk para ödülüyle destekleniyor. Bu ödülün 10.000 euro’su Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 euro’su filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 euro’su ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filmin yönetmenine verilecek.

35. İstanbul Film Festivali hakkında her şey

 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
SGK DANIŞMANI İNGİLİZCE ÖĞREN-ALMANCA ÖĞREN PARA BANKA KREDİ FOREX ALMANCA ÖĞREN